Kalıcı Kilo Verme Sürecinde Detoks Gerçeği

Uzun tartışmalara konu olan detoks uygulaması ve detoksun kalıcı kilo verme sürecindeki etkisini okuyucularımızla paylaşan Bütüncül Tıp Uzmanı
Dr. Halil Öser, bu süreçte hissedilen devamlı yorgunluğun ve halsizliğin çözümlerini de paylaştı…

Bütüncül Tıp Protokolleri arasında detoks işlemi çok önemli bir yer tutar. Detoks, organizmanın dışardan aldığı ve kendi doğal süzme inaktive etme süreçlerinde başa çıkamadığı toksin yükünün, özel beslenme protokolleri ve çeşitli tamamlayıcı tıp uygulamaları ile vücuttan atılması işlemidir.

Burada en önemli konu bir yandan var olan toksinleri vücuttan uzaklaştırırken öte yandan yeni toksin girişinin durdurulması olayıdır. Toksinler, vücudumuza ağız, deri, ve solunum yolu ile girebilir. Özellikle ağız yolu ile girişte karaciğerde bir süzme inaktive etme işlemi yaşanır ancak bağırsak astarımızı oluşturan florada hasarlar varsa atılması gereken toksinler geri kaçar ve total toksin miktarını birkaç kata kadar artırır. Böylece, kanda dolaşan toksin miktarı, karaciğerin süzme inaktive etme kapasitesinin üstüne çıkar. İşte bu aşamada, bu kimyasal, organik veya ağır metal bileşiklerinden oluşan toksinler, tüm hayati organlarımızı tehdit etmeye başlar. Tiroit, pankreas, böbrek, beyin dokusu ve eklemler gibi yağ dokusundan zengin iyi kanlanan değerli organlarda yerleşir ve harabiyetlere yol açar (tiroidit, diabet, artrit, beynin ablukaya alınması ile otistik bulgular, disleksi, depresyon, hiperaktivite, ruhsal ve sosyal uyum bozuklukları gibi). Bu harabiyeti engellemek için vücut savunma sistemleri bu organlara giderek toksinlerle savaşır. Bu savaş, toksin girişi engellenmediği sürece bir kısır döngüye dönüşür ve sonuçta hedef organ hasar görür. Bu hastalıklara genel olarak Otoimmün Hastalıklar adı verilir. İroniktir ki burada asıl hasar, kökeni savunma hücrelerimiz tarafından oluşmaktadır. Bu sürecin temel nedeni ise bağırsak florasının bozulması ve atılması gereken toksinlerin tekrar kana karışmasıdır. Bunun temel sorumlusu ise işlenmiş gıdalarla beslenme, karbonhidrat ve şeker alımının artması, kavrulmuş kuruyemişler, cips, mısır gevreği, şekerleme gibi ticari ürünlerin rutin kullanımı ve ara öğün benzeri zorlama önermelerdir.

Vücuda toksin girişinin durdurulması ve böylece bağırsak florasının tamiri temel prensiptir. İşte bu süreç işletilmeden uygulanan diyetlerle, hatalı bir şekilde vücuttaki toksin miktarı düşürülmeden kilo verilmesi, aslında birim kilo başına düşen toksin miktarını %50’lere varan oranda artırmakta ve bunun sonucunda, kişi hem verdiği kiloları kısa sürede geri almakta hem de kanser başta olmak üzere çok tehlikeli hastalıklara maruz kalabilmektedir. Bunu önlemenin en sağlıklı yolu Bütüncül Tıp – Gaps – Bütüncül Beslenme uzmanı bir doktor tarafından kilo verme sürecinin yönetilmesidir. Yani önce kişi detoks uygulamasından geçirilecek, sonra barğırsak duvarı (florası) tamir edilerek yeni toksin girişi engellenecek ve en sonunda işlenmiş gıdalardan, karbonhidrat ve şeker türevlerinden olabildiğince uzak, doğal alternatif ürünlerle dilediğince beslenmesi sağlanarak hem metabolizması düzeltilecek hem de ideal kilosuna ulaşacaktır. Bu protokolde asla hasta aç bırakılmaz, aç kalarak kalıcı ve sağlıklı kilo verilemez. Böylesi durumlarda önce doku aralıklarındaki sonra da organ sistemlerindeki su kaybedilir ki bu da çok tehlikeli süreçlere yol açabilir. Sağlıklı ve doğal ürünleri doyuncaya kadar yiyerek tok bir şekilde kilo verebilir, yaşam kalitenizi ve sürenizi artırabilirsiniz.

Neden Sürekli Yorgun ve Halsiz Hissederiz?

Eğer yorgunluk ve bitkinlik yaşıyorsanız ve B, D vitaminleriniz, tiroit hormonu ve kan değerleriniz normalse, yorgunluğa veda edebilirsiniz. Yapmanız gereken ilk iş, masadaki peyniri bir daha yememek… Merak etmeyin, kalsiyum desteği olarak doğal ev yapımı yoğurt yeterli olacaktır. Günümüzde özellikle her kadının tabii ki hekimine de danışarak magnezyum desteği alması gerek. Enerji metabolizmasında müthiş önemli bir mineral magnezyum. Ne yazık ki işlenmiş gıdalardaki şeker, bu önemli desteğin en büyük düşmanı. Her bir şeker ( glikoz ) molekülü emilirken 26 molekül magnezyum kullanıyor. Yani tam bir yıkım; fakat doğal besinlerle şeker aldığınızda (incir, hurma, doğal bal gibi) bunların içinde her bir şeker molekülüne karşılık 26 molekül magnezyum zaten besinin içine eklenmiş durumda. İşin aslı, doğa ana bizi koruyor. İşlenmiş gıdalara şeker yüklemesi yapan ticari unsurlar için aynı şeyi söylemek pek olası değil…

Haftada en az 3 gün, içeceğiniz çorbalara doğal et suyu katmak da yorgunluktan kurtulmakta önemli bir başlangıç olacaktır.
Günlük egzersiz elbette ki önemli ama pasif, yani zorlayıcı olmamalı. Yarım saat yürüyüş, on beş dakika eklem esnetme hareketi ve her gün en az beş dakika gülme egzersizi çok önemli. Evet gülme egzersizi… Aynanın karşısında, başlarda zorlama ile olsa da sesli gülün ve kahkaha atın. Bir sürü stres hormonunuz baskılanacak, kan basıncınız düzenlenecek ve çok daha zinde hissedeceksiniz. Gülümsemelerle dolu olsun yaşamınız, sağlıkla kalın…

Günümüzde özellikle her kadının tabii ki hekimine de danışarak magnezyum desteği alması gerek. Enerji metabolizmasında müthiş önemli bir mineral magnezyum. Ne yazık ki işlenmiş gıdalardaki şeker, bu önemli desteğin en büyük düşmanı.